Ceyhan Özyıldız
Sanatçı Tanıtım
Fotoğraf pratiğim; foto
manipülasyon, kolaj ve montaj teknikleri ekseninde, deneysel detay-doku
çalışmaları, tipografi ve ışık-gölge kesitleri ve son dönemde katmansal olarak
ele alınmış portre fotoğrafları üzerinden şekillenmektedir.
20–25 Nisan 2026
tarihleri arasında gerçekleştirdiğim ikinci solo sergim That Thing(s) II:
Layers of the Human kapsamında, kendi çektiğim fotoğrafları yine kendi
ürettiğim başka fotoğraflarla dijital ortamda bir araya getirerek, katman
katman parçalama ve yeniden kurma yöntemiyle yeni görsel gerçeklikler üretmeye
çalışıyorum.
Bu süreçte fotoğrafı,
yalnızca bir “anı donduran kare” olmaktan çıkarıp; psikolojik, metaforik ve
öyküsel bir anlatı alanına dönüştürmeyi amaçlıyorum. Çalışmalarımın merkezinde
insan, insanın katmanları, belleği, kırılganlıkları ve içsel/dışsal dönüşümleri
yer almaktadır.
1. Solo Sergi:
O Şey(ler) I: Siyah, Beyaz ve Gri,
Deneysel Detay-Doku Fotoğrafları ve O Şey(ler) II:
Tekrar ve Tekrar, Foto-Dijital Çalışmalar (2022)
Ceyhan Özyıldız’ın “O
Şey(ler)” başlığı altında bir araya getirdiği iki ayrı çalışma dizisi;
siyah-beyaz deneysel detay-doku fotoğrafları (O Şey(ler) I) ile renkli
foto-dijital çalışmalarından (O Şey(ler) II) oluşuyor. Birbirinden
farklı teknik ve estetik yaklaşımlar taşısa da her iki seri, varlığın dönüşümü,
parçalanması ve yeniden kurulması fikri etrafında ortak bir zeminde buluşuyor.
Aristo, bir şeyin “o şey”
olabilmesi için dört nedene ihtiyaç duyduğunu söyler: madde, dönüşüm, biçim ve
amaç. Özyıldız’ın fotoğraf pratiği de tam bu düşünsel zeminde şekillenir. Var
olan bir görüntü, olduğu haliyle kalmaz; müdahaleye uğrar, dönüşür, parçalanır
ve yeniden kurulur. Böylece fotoğraf, yalnızca bir kayıt olmaktan çıkar; başka
bir varoluş biçimine dönüşür.
O Şey(ler) I’de
sanatçı, siyah-beyaz detay ve doku fotoğraflarını dijital tekniklerle keser,
böler, yaralar, katmanlar ve yeniden biçimlendirir. Bu müdahaleler, görüntünün
ilk kimliğini parçalayarak ona yeni anlamlar ve yeni kimlikler kazandırır.
Böylece fotoğraf, alışılmış temsil gücünden uzaklaşarak yeni bir anlatım dili
kurar.
O Şey(ler) II: Tekrar ve
Tekrar ise düşünceden yola çıkan, katmanlama, boyama,
tipografi, grafik ve desenleme teknikleriyle inşa edilen foto-oyunlarından
oluşur. Bu çalışmalar, 21. yüzyılın hızla değişen ağ toplumunda nesnel
gerçekliğin üzerini örten katmanları eşeleyen bir görsel sorgulama olarak
okunabilir. Sanatçı, kadrajın ve anlatının normlarını bozup yeniden kurarak
izleyiciye yeni görme ve okuma biçimleri önerir.
Bu çalışmalarda mekân,
doku ve nesne; ilk ve doğal hallerinden uzaklaştırılarak fotomontaj, tipografi,
desenleme ve dijital müdahaleler yoluyla dönüştürülür. Böylece varlıklar
birbirinin içinde erir, kaybolur ve yeni bedenlere bürünür. Bu dönüşüm yalnızca
güncel ve yerel olanla sınırlı kalmaz; mitolojik, tarihsel ve evrensel
unsurlarla birleşerek daha geniş bir anlam alanına açılır.
Tekrar ve Tekrar,
tam da bu dönüşümün kendisidir. Tek bir hücrenin bölünerek çoğalması, evrilmesi
ve yeni bir varlığa dönüşmesi gibi… Ya da tek bir yaprağın, yüzlerce benzeriyle
birleşerek ağacı oluşturması gibi… Her parça, bütünü değiştirir; her küçük
dönüşüm, daha büyük bir dönüşümün başlangıcına dönüşür.
Sanatçının fotoğrafları
da bu mantıkla birbirini etkiler, değiştirir ve yeni bütünsel fotoğraflara
dönüşür. Rengiyle, dokusuyla, kadrajıyla tamamen yeni bir görsel gerçeklik
kurulur. Özellikle katman çalışmalarında, tek bir fotoğrafın defalarca farklı
biçim ve renklerde yeniden kurgulanması ya da farklı insan portrelerinin
harmanlanarak yeni yüzler oluşturması, bu dönüşüm fikrinin görsel karşılığı
olarak karşımıza çıkar.
Özyıldız’ın “O Şey(ler)”
serisi; fotoğrafı sabit bir görüntü olmaktan çıkarıp, değişim, dönüşüm ve
yeniden oluşumun görsel alanına taşır.
2. Solo Sergi:
Fotoğraf Sergisi-O Şey(ler) II: İnsanın
Katmanları. Foto-Dijital Çalışmalar, 2026.
Kırılgan, gaddar,
iyiliksever, cani, hırsız, güleç, bencil ya da yardımsever; yani bildiğimiz
insan. Kaç milyar insan varsa, o kadar milyar karakter var. Yani o kadar milyar
‘ben’.
Doğum öncesi başlarız
şekillenmeye; anne karnında yediklerimiz, içtiklerimiz, dinlediklerimiz.
Atalarımızdan aldıklarımız. Doğduktan sonra hızlanır biçimlenmemiz; tablanın
üzerinde dönen, dönerken gelip geçenin deyim yerindeyse ‘parmakladığı’ çamur
gibi... Ne kadar çok insan geçer içimizden dışımızdan...
Aldıkları, verdikleri...
Döneriz tablayla birlikte... Döneriz... Döneriz... ‘Ben’ ne olduysam, neye
benzediysem ‘senden’dir.
Sadece sen mi? Hani o
içimizdeki derinliklerden yine bize seslenen o şey... O karanlık varlık. O da
etkilemez mi bizi? Sürekli içimizden fısıldar kulağımıza, kalbimize,
beynimize... Dürter. Sakinleştirir. Ateşler. Böylece kendi kendimizi besleriz
onun sesiyle. İyi ve/ya kötü.
Sadece ‘o şey’ mi? Ya
doğa? Düzenin/kaosun kendisi... O her şeyin ‘şekil anası’, ‘karakter babası’. O
nasıl isterse öyle alırız biçimimizi, yapımızı... Toplumsaldır bu. Coğrafik bir
şey yani. Daha genel. Ama üzerimizde kalır izi. Öyle ya da böyle... Bilirsiniz
kimi toplumlar ağırkanlı, kimi toplumlar tez canlı, kimisi kara kuru, kimisi
uzun boylu... Doğanın izi üzerimizde, fiziğimizde, düşünce yapımızda...
Peki, diğeri. Öteki.
Karşımızdaki. Yanımızdaki. Ne kadar iyi tanırız onu? Eşimizi, dostumuzu,
komşumuzu… Kimdir? Nedir? Bir bakın ona… Gerçekten tanıyor olabilir miyiz?
Bu kez yapı bozuma
gideriz. İlk önce -varsa- ‘maske’ler indirilir. Ardından onun katmanlarını tek
tek sıyırırız gerçekten tanımak için. Sıyırdıkça derinine ineriz. İndikçe onu
etkileyen ve değiştiren her şey dağılır, kaybolur; zaman çok eskiye döner ve çırılçıplak
bir ‘ben(lik)’ kalır; fotoğrafik anlamda bakarsak o yalın, başlangıçtaki tek
fotoğraf…
İşte bu kitap ‘tekrar
tekrar’ şekillenmeyi, biçim almayı, değişmeyi ele alır. İleriye veya geriye…
Kendi çektiğim -dijital- portre fotoğraflarını, yine kendi çektiğim, farklı
fotoğraflarla -programlar aracılığıyla tekrar tekrar bir alış-verişe sokarım. Bir
diyalog kurmaya çalışırım. Birbirleriyle ve kendimle. Fotoğrafın bana söylediği
nedir ve ben ondan ne duymak isterim?
Teknik olarak sadece
‘fotoğraf’ kullandım. Fotoğraflardan parça ekleme-silme yapılmış, boyama-bezeme
yapılmamıştır. Özel olarak belirtmem gerek: Çalışmalarımın hiçbir safhasında
yapay zekâ ve benzer programlar kullanılmamıştır.
Artist Introduction
My photographic practice
is shaped around photo manipulation, collage, and montage techniques, extending
into experimental detail-texture works, typography and photography
combinations, light-shadow fragments, and, more recently, layered portrait
photography.
In my second solo
exhibition, That Thing(s) II: Layers of the Human, held between 20–25
April 2026, I bring together photographs I have taken with other photographs I
have produced myself in digital environments, using a process of layered
deconstruction and reconstruction to create new visual realities.
Through this process, I
seek to transform photography from being merely a frozen moment into a
psychological, metaphorical, and narrative space. At the center of my work lies
the human being—their layers, memory, fragility, and inner and outer
transformations.
1st Exhibition:
That Thing(s) I: Black, White and Grey, Experimental
Detail-Texture Photographs and That Thing(s) II: Over and
Over Photo-Digital Works, (2022)
The two series brought
together by Ceyhan Özyıldız under the title “That Thing(s)” consist of
black-and-white experimental detail-texture photographs (That Thing(s) I)
and colored photo-digital works (That Thing(s) II). Although each series
employs distinct technical and aesthetic approaches, both meet on a common
ground: the transformation, fragmentation, and reconstruction of existence.
Aristotle argues that for
a thing to become “that thing,” it requires four causes: matter,
transformation, form, and purpose. Özyıldız’s photographic practice is shaped
precisely on this conceptual ground. An image does not remain as it is; it is
subjected to intervention, transformed, fragmented, and reconstructed. In this
way, photography ceases to be a mere record and becomes another mode of
existence.
In That Thing(s) I,
the artist cuts, divides, wounds, layers, and reshapes black-and-white detail
and texture photographs through digital techniques. These interventions
dismantle the image’s original identity, granting it new meanings and new
identities. Thus, photography moves away from its conventional representational
function and establishes a new language of expression.
That Thing(s) II: Over
and Over consists of photo-based compositions constructed
through layering, painting, typography, graphic, and patterning techniques.
These works may be read as a visual excavation of the layers that conceal the
objectivity of reality in the rapidly changing networked society of the 21st
century. By disrupting and reconstructing the norms of framing and narration,
the artist offers the viewer new ways of seeing and reading.
Within these works,
spaces, textures, and objects are distanced from their original and natural
forms through photomontage, typography, patterning, and digital interventions.
As a result, beings dissolve into one another, disappear, and assume new bodies.
This transformation is not limited to the local or the contemporary; it expands
into a broader field of meaning by merging with mythological, historical, and
universal elements.
Over and Over
is precisely the process of this transformation itself: like a single cell
dividing, multiplying, evolving, and turning into a new being… or like a single
leaf joining hundreds of others to form a tree. Each fragment transforms the
whole; each small change becomes the beginning of a greater transformation.
The artist’s photographs
function in the same way—affecting, transforming, and reshaping one another
into new, unified images. Entirely new visual realities emerge through color,
texture, and framing. Particularly in the layered works, the repeated reconstruction
of a single photograph in different forms and colors, or the blending of
different human portraits into new faces, becomes the visual embodiment of this
idea of transformation.
Özyıldız’s “That
Thing(s)” series moves photography beyond the fixed image and into a visual
field of change, transformation, and re-formation.
2nd Exhibition:
Photography Exhibition–That Thing(s) II:
Layers of The Human. Photo-Digital Works, 2026.
Fragile, cruel,
benevolent, murderous, thief, cheerful, selfish, or helpful—simply, the human
being as we know it. As many billions of people as there are, there are that
many billions of characters. That many billions of “selves.”
We begin to take shape
even before birth: what we consume, what we hear, what we inherit in the womb.
Along with what we inherit from our ancestors. After birth, this shaping
accelerates—like clay spinning on a wheel, touched, shaped, and marked by every
passerby… So many people pass through us, within and around us… What they take,
what they leave behind… We turn with the wheel… We keep turning… We turn…
Whatever I have become, whatever I resemble, is because of “you.”
Is it only you? What
about that thing within us, calling out from deep inside… that dark presence?
Does it not shape us as well? It constantly whispers to our ears, our hearts,
our minds… It provokes. It calms. It ignites. And so we feed ourselves with its
voice—whether for better or for worse.
Is it only “that thing”?
What about nature? The very order/chaos itself… the “mother of form,” the
“father of character.” We take our shape as it wills—our structure, our being…
This is social. It is also geographical. It is more universal. Yet its trace
remains upon us, one way or another… You know—some societies are slow-paced,
some restless; some lean, some tall… Nature leaves its mark on us: on our
bodies, on our ways of thinking…
And then, the other. The
one across from us. Beside us. How well do we truly know them? Our spouse, our
friend, our neighbour… Who are they? What are they? Look at them… Can we really
know?
This time, we move into
deconstruction. First, the “masks” -if any-are removed. Then, layer by layer,
we peel away what lies beneath in order to truly see. As we strip away each
layer, we descend deeper. And as we descend, all that has shaped and altered
the person begins to dissolve and disappear; time retreats far back, and what
remains is a naked ‘self’ in photographic terms, that single, original image…
This exhibition explores
this process of forming, transforming, and reforming—over and over again.
Forward or backward… I bring my own digital portrait photographs into repeated
exchanges with other photographs I have taken, through various processes. I attempt
to establish a dialogue—between them, and with myself. What does the photograph
tell me, and what do I wish to hear from it?
Technically, I have used
only photography. Fragments have been added to and removed from photographs; no
painting or decorative elements have been added. I would like to emphasize: at
no stage of my work have artificial intelligence or similar programs been used.
Yorumlar
Yorum Gönder